Toplu Erişim Engellerinin Hukuki Anatomisi ve Başvuru Yolları

Av. Kaan Bayramzade

Özet: Gelişen teknoloji ile beraber hayatlarımızda dijital dünyanın etkisi göz ardı edilemeyecek seviyeye ulaşmıştır. Sosyal medya, günümüzde yalnızca fotoğraf ve fikir paylaşımı olmaktan çıkmış; çalışma, haberleşme, ifade ve ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü temel alanlardan biri haline gelmiştir. Hem bir geçim kapısı, hem mesleklerimizi ifa ederken faydalandığımız bir alan hem de yaşamımızın bir parçası haline gelen bu platformlara erişim engeli gibi hukuki bir yaptırımın uygulanması, kişinin ya da kuruluşun dijital dünyadan silinmesine neden olmaktadır.

Eylül 2026’da başlayan süreçten bu yana çok sayıda gazeteci, akademisyen, avukat ve sivil toplum kuruluşunun sosyal medya hesabı, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi dayanak gösterilerek Türkiye’de erişime engellenmiştir. Engellemelerin önemli bir kısmı münferit paylaşımlara değil, hesabın tümüne yönelik olup, işbu çalışma, kararların siyasi boyutunu değil; Kanunun lafzı, Anayasa’nın 13. maddesi ile Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadı karşısındaki durumunu incelemektedir.

Giriş

Gelişen teknolojiyle birlikte internet ortamındaki yayınlara erişimin engellenmesi giderek yaygınlaşan bir hukuki yol haline gelmiştir. Türk hukukunda bu alan 2007 yılından bu yana 5651 sayılı Kanun ile düzenlenmektedir. Kanun, yürürlüğe girdiği ilk yıllarda ağırlıklı olarak internet siteleri ve münferit yayınlar için uygulanmış; sosyal ağların yaygınlaşması ve çeşitlenmesi ile birlikte bireysel kullanıcı hesapları da engelleme kararlarının konusu olmaya başlamıştır.

Nitekim özellikle Eylül 2026’dan itibaren farklı sulh ceza hakimliklerince 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesine dayanılarak çok sayıda hesaba erişim engeli getirildiği kamuoyuna yansımıştır. Kararların bir kısmı tek bir değişik iş dosyasında çok sayıda hesabı kapsarken, bir kısmı hesaplara ilişkin başvurular üzerine münferit olarak verilmektedir.

Uygulama şu soruları yeniden gündeme getirmiştir: 8/A maddesi yalnızca bir içeriğe erişimin engellenmesine mi imkan vermektedir, yoksa bir kişinin hesabının tümüne erişimin engellenmesine de imkan verir mi? Hesabın tümüne yönelik engelleme mümkünse, hangi koşullara ve usul güvencelerine bağlıdır?

Söz konusu kararların gerekçelerinin tamamı kamuya açık olmadığından, aşağıdaki değerlendirme kamuoyuna yansıyan karar ve uygulamalarla sınırlıdır

1. Uygulamanın Yansımaları

Eylül 2026 itibarıyla siyasi görüş ve kanaat fark etmeksizin seri şekilde uygulanan erişim engeli kararları geniş yankı uyandırmıştır. Basına yansıyan bilgiler ve İfade Özgürlüğü Derneği’nin bir projesi olan EngelliWeb’teki kayıtlara göre erişim engelleme kararları, özellikle Eylül ortasında bazı üniversite öğrenci topluluklarının, dernek ve platformların hesaplarıyla başlamıştır. 14 Eylül’de ise bazı gazeteci ve akademisyenler ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin hesapları erişime engellenmiştir. Bu engellemelerin Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 13.09.2026 tarihli, 2026/9112 D.İş sayılı kararıyla gerçekleştiği basına yansımıştır [1].

İzleyen iki hafta içinde gazeteciler, kadın örgütleri, ekonomistler, akademisyenler ve meslek örgütleri de kapsama alınmıştır. 26 Eylül’de “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle en az 80, iki gün sonra ise aralarında avukatların ve bir adliye muhabirinin de bulunduğu en az 55 hesap daha engellenmiştir 1 Ekim’de ise engellemeleri kayıt altına alan EngelliWeb’in hesabı erişime kapatılmıştır

Kararların ortak noktası, dayanak olarak 8/A maddesinin gösterilmesidir

Uygulamanın genel ölçeğine ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı, 15 Eylül’de yaptığı açıklamada “yıl başından bu yana 40 bin web sayfasının kapatıldığını ve 73 bin sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini” duyurmuştur [2]

2. Meşru Amaç İddiası ve Sınırları

Anayasa’nın 26. maddesi ve AİHS’nin 10/2. maddesi, ifade özgürlüğünün millî güvenlik, kamu düzeni ve suçların önlenmesi gibi sebeplerle sınırlandırılabileceğini kabul eder. Ancak bu maddeler, hukuki bir müdahaleyi kendiliğinden meşru hale getiren genel hükümler değildir. Anayasa Mahkemesi de devletin internete müdahale yetkisini tanırken, bu yetkinin ancak somut bir tehlikenin ve bu tehlike ile engellenen içerik arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi şartıyla kullanılabileceğini vurgular [3].

Hesabın yalnızca suç işlemeye özgülenmiş bir hesap olarak kurulduğu ve suç teşkil eden içeriklerin yayılması amacı taşıdığı, aynı ihlalin istikrarlı biçimde tekrarlandığı veyahut hesabın sahte ya da otomatik (bot) olduğu istisnai durumlarda hesap bazlı engelleme savunulabilir. Oysa Eylül 2026 kararlarının kapsamındaki gazeteci, akademisyen, avukat, meslek örgütü, dernek ve öğrenci topluluklarına ait hesapların bu kategorilere kendiliğinden girdiği tartışmalıdır. Bu hesapların tek dosyada ve tekrar eden aynı gerekçeyle “millî güvenlik” için tehlike sayılması, gerekçenin bireyselleştirilmediğini gösterir. Keza somutlaştırılmamış bir meşru amaç iddiası, hukuken meşru amaç sayılamayacaktır.

3. Sosyal Medya Hesabı Bir “Site” midir? Hesap Bazlı ve İçerik (Link) Bazlı Engelleme Ayrımı

Teknik açıdan erişim engeli birkaç farklı karar ve yöntemle uygulanabilen hukuki bir yaptırımdır. En temel yollardan biri IP adresinden erişime engelleme yoludur. İnternetteki verileri doğru noktalara ulaştırmakla görevli yönlendiricilere yasaklı IP adresleri tanımlanıp, hedefteki web sitesinin tüm dijital servis ve logları bütünüyle erişime kapatılır. Bu yöntem başkaca ek donanım gerektirmediği için maliyeti düşük olsa da, aynı sunucuyu paylaşan konu dışı masum sitelerin de engellenmesine yol açabilmektedir.

Bir diğer sıklıkla uygulanan metot ise alan adı (DNS) düzeyindeki engeldir. Siteye internet sunucuları üzerinden ulaşılmasını önler. Kullanıcıların girdiği IP adresini başkaca haf dizinine çeviren sunuculardan ilgili sitenin kaydı silinerek bağlantı koparılır.  Ancak bu yöntemde söz konusu haberden ziyade sitenin tümüne engel geldiğinden oldukça orantısız tümüyle erişim engeli yoludur.

URL düzeyindeki engel ise yalnızca belirli bir sayfayı veya paylaşımı hedef alır ve hak kısıtlamasını en dar tutan yöntemdir. 8/A maddesinin üçüncü fıkrasının kural olarak öngördüğü yöntem de budur.

Bir sosyal medya hesabı, hesap sahibinin zaman içinde yaptığı yüzlerce, bazen binlerce paylaşımı barındıran bir yayın koludur. Hesabın tümüyle görünmez kılınması, hukuka aykırı olduğu iddia edilen paylaşımla birlikte hukuka aykırı olmayan diğer paylaşımları da erişilemez kılar. Sonucu bakımından bir sosyal medya hesabının tümüne ilişkin erişim engeli, bir internet sitesinin tümüne erişimin engellenmesine eşdeğerdir. Tek bir yayın nedeniyle sitenin bütünüyle kapatılmasının tedbiri yaptırıma dönüştürdüğü ve işbu durumun Anayasa’dan önce Kanunun kendisine aykırı olduğu doktrinde ileri sürülmüştür [4].

8/A maddesi hesap veya sosyal medya hesabı kavramına yer vermediğinden hesap, 8/A(3) anlamında bir “internet sitesi” gibi değerlendirilir. Dolayısıyla toptan engelleme, fıkradaki istisna koşullarına bağlıdır. Büyük sosyal ağ sağlayıcıları paylaşımları tek tek ülke bazında erişime kapatabildiğinden, bu platformlar bakımından istisnai koşullardan biri olan teknik imkansızlık kural olarak gerçekleşmez. Geriye, içerik bazlı tedbirin ihlali önlemeye yetmeyeceğinin somut olarak gerekçelendirilmesi kalır.  8/A’nın lafzı yalnızca “içeriğin” çıkarılmasından ve “içeriğe” erişimin engellenmesinden söz ettiğinden, hesabın tümüne yönelik tedbirin kanuni dayanağı bulunmaz. Anayasa’nın 13. maddesi temel hakların ancak kanunla sınırlanabileceğini öngörür; bu hüküm uyarınca kanunda düzenlenmeyen bir sınırlama tedbiri yorum yoluyla yaratılamayacağı gibi kanuna aykırı bir teamül geliştirilmesi de hukuki olmayacaktır.

Bazı kararlarda “belirli paylaşımlara erişimin engellenmesiyle ihlalin önlenemeyeceği” ifadesine yer verildiği görülmektedir [1]. Ancak bu ifade, hangi paylaşımın hukuka aykırı olduğu ve içerik bazlı tedbirin neden yeterli olmayacağı hakkında somut bir gerekçe gösterilmeksizin kullanıldığında, kanuni bir dayanak olmaktan ziyade hukuken sığınılacak geçici bir liman işlevi gören kalıp bir cümleden ibarettir. Kanunun istisna olarak öngördüğü yöntemin kalıp bir cümleyle kurala dönüştürülmesi, 8/A(3) hükmünün açık ihlalidir. Çok sayıda hesabı tek dosyada kapsayan kararlarda bireyselleştirmenin yapılmadığı, kararların yapısından anlaşılmaktadır. Bu kararlar, Anayasa’ya aykırılık tartışmasına girmeye gerek kalmaksızın, doğrudan dayanak gösterilen Kanunun bizatihi kendisine aykırıdır.

Hesap engeli ayrıca ileriye dönük etki doğurur: Henüz yapılmamış paylaşımlar da erişim dışında kalır. Bu yönüyle bir ön sınırlama (prior restraint) niteliği taşır ve AİHM içtihadında en sıkı denetime tabi tutulan müdahale türleri arasında yer alır.

4. Erişim Engeli Kararını Kimler Verebilir?

5651 sayılı Kanun’da erişim engeli kararı verme yetkisi, hükme göre farklı makamlara tanınmıştır:

Sulh Ceza Hakimliği ve İlgili Mahkeme. 8. madde kapsamındaki katalog suçlarda içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararını soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma yani yargılama evresinde mahkeme verir. 8/A kapsamında da asıl yetkili hakimdir.

Cumhuriyet savcısı. 8. madde kapsamında, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde soruşturma evresinde savcı da karar verebilir; bu karar yirmi dört saat içinde hakim onayına sunulur.

BTK Başkanı. 8. madde kapsamında, içerik veya yer sağlayıcısı yurt dışında bulunan yayınlar ile çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik ve fuhuş suçlarına ilişkin yayınlar hakkında re’sen karar verebilir. 8/A kapsamında ise gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine karar verir; bu karar yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur, hakim kırk sekiz saat içinde karar vermezse karar kendiliğinden kalkar.

İfade etmekte fayda vardır ki 8/A kapsamında Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar doğrudan karar veren makamlar değil, talepte bulunan makamlardır. Bu çalışmanın konusu olan hesap engellerinin büyük kısmı ise doğrudan sulh ceza hakimliklerince verilmiştir.

5. 5651 Sayılı Kanunun 8/A Maddesinin Yapısı

8/A maddesi, Kanunun 8. maddesinde idareye tanınan benzer bir yetkinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 6639 sayılı Kanunla 27.03.2015 tarihinde Kanun’a eklenmiştir [5][6]. Maddenin konumuz bakımından önemli olan ilk üç fıkrası şu şekildedir:

(1) Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya birkaçına bağlı olarak hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhurbaşkanlığı veya millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması ile ilgili bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından internet ortamında yer alan yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir. (…)

(2) Cumhurbaşkanlığı veya ilgili Bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı, Başkan tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur. Hakim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

(3) Bu madde kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilir. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

Maddeyi 8. maddeden ayıran iki temel özellik bulunmaktadır:

8. madde belirli katalog suçlara ve “yeterli şüphe” eşiğine bağlıyken, 8/A’nın sınırlama sebepleri geniş ve soyut kavramlardan oluşur. “Kamu düzeni ve millî güvenlik” ifadeleri, somut bir tehlikeye bağlanmadıkça hemen her içeriği kapsayabilecek genişliktedir.

8/A kapsamındaki tedbir bir ceza soruşturmasına bağlı değildir. Sonradan esastan hüküm kurulacak bir dava bulunmadığından, geçici olması gereken tedbir fiilen süresiz hale gelebilmektedir. Anayasa Mahkemesi de bu riske açıkça işaret etmiştir [3].

Hakeza kanun koyucu, üçüncü fıkrayla yöntemi sınırlamıştır: Kural, içerik bazlı (URL bazlı) engellemedir; toptan engelleme ise ancak teknik imkansızlık veya içerik bazlı tedbirin yetersizliği halinde başvurulabilecek bir istisnadır. Hesap bazlı engellemelerin değerlendirilmesinde ilk bakılması gereken hükmün bu fıkra olduğu kanaatindeyiz.

6. Usul Güvenceleri

1. Gerekçe

Anayasa’nın 141. maddesi her yargı kararının gerekçeli olmasını emretmektedir. Anayasa Mahkemesi, 8/A uyarınca verilen kararlarda gecikmesinde sakınca bulunan durum ile sınırlama sebebi arasındaki ilişkinin “tam olarak” gösterilmesini aramaktadır [3]. Farklı nitelikteki çok sayıda kişi ve kuruluşun hesabını tek bir başvuru kapsamında engelleyen kararlarda bu yükümlülüğün her hesap için ayrı ayrı yerine getirilmesi gerekir. Kişiye özgü değerlendirme içermeyen kalıp bir gerekçe, kağıt üzerinde bulunsa da hukuken gerekçe işlevi göremeyecektir.

2. Dinlenilme hakkı

Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında (B. No: 2014/5552, 26.10.2017) duruşmasız ve karşı tarafa bildirim yapılmaksızın işleyen erişim engeli usulünde, karardan etkilenen tarafın silahların eşitliği ilkesinden yararlanamadığını tespit etmiştir [3]. Hesap sahipleri engeli çoğu zaman bir tebligatla değil, platformun gönderdiği bildirimle öğrenmektedir. Hakkındaki isnadı bilmeyen kişinin etkili bir itiraz yapması mümkün olmayacağı gibi isnadın kendisine tebliği de gerekir. (Taraf teşkili sorunu bknz 10. Madde)

3. Kanun yolu

Sulh ceza hakimliği kararlarına karşı itiraz, CMK m. 268 uyarınca sıradaki sulh ceza hakimliğine yapılmakta ve itiraz üzerine verilen karar kesin olmaktadır. Venedik Komisyonu 2017 tarihli görüşünde bu “yatay itiraz” sistemini eleştirmiş ve itirazın üst bir mahkemece incelenmesini tavsiye etmiştir [7]. Düzenleme Anayasa Mahkemesi önüne de getirilmiş, ancak iptal edilmemiştir [8].

Bu yapının işlevsizliği verilerle de ortadadır. İFÖD’ün 2018-2022 yıllarını kapsayan incelemesinde, Anayasa Mahkemesinin 8/A’ya ilişkin ilke kararına atıf yapan tek bir sulh ceza hakimliği kararına rastlanmadığı, 8/A kararlarına yapılan itirazların ise yüzde 99,9’unun reddedildiği tespit edilmiştir [6][9]. İtirazların neredeyse hiç kabul edilmediği bir itiraz yolu, şeklen var olsa dahi etkili bir başvuru yolu sayılamaz. Gerekçesiz veyahut basmakalıp ifadelerle gerekçelendirilerek verilen, ilgilisine bildirilmeyen ve fiilen denetlenmeyen bir tedbirin keyfî nitelik taşıdığı izahtan varestedir.

7. Anayasa Mahkemesi İçtihatları

Anayasa Mahkemesi içtihatları özellikle erişim engeli gibi seri halde uygulanan keyfi kararlar bakımından hukuki bir zırh niteliğindedir. 2014 tarihli Twitter (Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 02.04.2014) ve YouTube (Youtube Llc Corporation Service Company ve diğerleri, B. No: 2014/4705, 29.05.2014) kararlarında, mahkemelerce yalnızca suça konu olduğu iddia edilen içerikler için engelleme kararı verilmişken, platformların tümünün kapatılmasını kanuni dayanaktan yoksun bulmuştur [3].

8/A’ya ilişkin ilke kararı olan Birgün İletişim ve Yayıncılık kararında (B. No: 2015/18936, 22.05.2019) Mahkeme, bu tedbirin ancak “ilk bakışta haklılık” düzeyinde uygulanabilecek istisnai bir yol olduğunu belirtmiş; gecikmesinde sakınca bulunan hal ile sınırlama sebebi arasındaki ilişkinin gösterilmesini ve tedbirin son çare niteliğinin tartılmasını aramıştır [3].

8. AİHM İçtihatları

AİHM, erişim engellerini Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında değerlendirmekte; müdahalenin kanunla öngörülmüş olmasını, meşru bir amaç kapsamında yapılmasını, keyfi ve siyasi saiklerle yapılmamasını, demokratik toplumda gerekli olmasını aramaktadır.

Ahmet Yıldırım/Türkiye (no. 3111/10, 18.12.2012) kararında Mahkeme, başka bir sitedeki içerik nedeniyle bir barındırma hizmetinin tamamına getirilen engelin öngörülemez bir müdahale oluşturduğuna karar vermiştir.

İlgili kararlara bakıldığında son yıllarda popülerleşen toplu hesap engelleri, bu ölçütlerin hiçbirini karşılamamaktadır.

9. Başvuru Yolları nelerdir?

Hesabı erişime engellenen kişi ve kuruluşlar bakımından izlenebilecek yollar şunlardır:

Karara erişim. Etkin bir başvuru için öncelikle kararın ve dayanak talep yazısının bir sureti istenmelidir. İsnadı bilmeden etkili itiraz yapılamayacağından, bu talebin karşılanmaması da ayrıca ileri sürülmelidir.

İtiraz. Sulh ceza hakimliği kararına karşı itiraz, CMK madde 268 uyarınca kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren hakimliğe verilecek dilekçeyle veya zabıt katibine yapılacak ve tutanağa geçirilecek beyanla yapılır; itirazı da  sıradaki sulh ceza hakimliği inceler ( örneği 1 sulh cezaya yapılan itirazın 2 sulh ceza tarafından incelenmesi gibi) [10]. Dilekçede özellikle 8/A(3)’teki koşulların kararda gösterilmediği, içerik bazlı engellemenin neden yeterli görülmediğinin açıklanmadığı ve kararın süre sınırı içermediği ileri sürülmelidir.

BTK kararlarına itiraz. Erişim engeli kararının doğrudan BTK tarafından verildiği durumlarda itiraz, e-Devlet kapısı aracılığıyla ya da Kuruma yöneltilen ıslak imzalı bir dilekçeyle yapılabilir. Başvuru sahibi gerçek kişiyse kimlik belgesini, tüzel kişiyse imza sirkülerini dilekçeye eklemelidir.

Bireysel başvuru. Reddedilen itiraz kararının öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir.

AİHM. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyu reddetmesi durumunda da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmak mümkündür.

Önemle ifade etmekte fayda var ki 7578 sayılı Kanunla sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen, küresel cironun yüzde 3’üne varan idari para cezası ile bant daraltma gibi yaptırımlar öngören yükümlülükler 01.11.2026’da yürürlüğe girecektir [11]. Bu değişiklik, platformların engelleme kararlarına itiraz etmek yerine kararları doğrudan uygulamasını teşvik edecek; bu da yargısal denetimin önemini daha da artıracaktır.

10. Uygulamada Sıkça Karşılaşılan Sorun: Taraf Teşkili ve Kararın Tebliği

Uygulamada en sık karşılaşılan ve hak kaybına yol açan sorunların başında taraf teşkili ve kararın tebliği gelir. Toplu erişim engeli kararlarında hesaplar çoğu zaman kişi adıyla değil, kullanıcı adı ve URL listesiyle belirtilmektedir. Kullanıcı adı ilgili kişinin adını soyadını açıkça içerse, hatta hesap platform tarafından doğrulanmış (mavi tik, gri tik vb.) olsa dahi, kararın muhatabı resmî olarak tespit edilmediği sürece taraf teşkili sağlanmamaktadır. Çok sayıda hesabı ve yüzlerce bağlantıyı kapsayan kararlarda muhatapların tek tek tespiti ise uzun zaman almaktadır.

Bu süre zarfında hesap sahibi, kendi adına adliyede sorgulama yapsa dahi karara ulaşamayabilir. Dosyada taraf olarak görünmediğinden karar UYAP üzerinden de görüntülenememekte, avukat aracılığıyla dosyaya vekaletname de sunulamamaktadır. Böylece kişi, hakkında hangi gerekçeyle karar verildiğini bilmeden haftalarca, hatta aylarca bekleyebilmektedir. Bu durum, yukarıda değinilen dinlenilme hakkı ihlalinin uygulamadaki somut görünümüdür.

Taraf teşkili tamamlandıktan sonra kalem personeli ya da hakim itiraz işlemlerinin yapılmasını istese de erişim engeli, ivedilikle itiraz edilmesi gereken bir tedbirdir. Bu nedenle hesap sahibinin taraf teşkilini beklemeden harekete geçmesi tavsiye olunur.

11. Erişim engeline karşı izlenebilecek yol? Erişim engeline itiraz süreci;

Kararın temini. Erişime konu hesabın sahibi, ilgili sosyal medya platformunun hukuki talepler birimine e-posta göndererek mahkeme kararının bir örneğini talep edebilir. Platformların gönderdiği bildirimlerde çoğu zaman kararı veren hakimlik ve değişik iş numarası yer almaktadır. Bazı platformlar, kendilerine iletilen hukuki talepleri Lumen gibi açık veritabanlarında da yayımlamaktadır.

Adliyeye başvuru: Karar numarası öğrenildikten sonra ilgili Sulh Ceza Hakimliği kalemine başvurularak karar örneği istenebilir. Taraf teşkili henüz sağlanmamış olsa dahi, hesabın kendisine ait olduğunu gösteren belgelerle birlikte doğrudan itiraz yoluna gidilebilir (bkz. 10. başlık).

Sürenin korunması. CMK m. 268 uyarınca itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır [10]. Platform bildiriminin “öğrenme” sayılıp sayılmayacağı tartışmalı olduğundan, hak kaybına uğramamak için itirazın bildirimin alındığı tarihten itibaren iki hafta içinde yapılması yerinde olacaktır.

İtirazın içeriği. İtiraz dilekçesinde kararın tebliğ edilmediği, hangi paylaşımların hukuka aykırı bulunduğunun gösterilmediği ve bu nedenle etkili savunma imkanının ortadan kalktığı ayrıca ileri sürülmelidir. Böylece dinlenilme hakkının ihlali, ilerideki bireysel başvuru için de kayıt altına alınmış olur.

Sonuç ve Kanaat

Çağımızda; insanların hayatlarının vazgeçilmezi niteliğinde olan sosyal medya, ifade hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olduğu gibi, farklı tüm haberleşme araçlarından daha geniş kitlelere yayılma, başkaca platformlardan daha fazla gelir elde etme, kendini ifade etme, haber alma kabiliyetine haiz bir platform olup, bu sebeple de en ağır yaptırımlara gebe kalmış bir alandır. Bu yaptırımlardan olan yukarıda detaylı bahsedilen 8/A maddesi, millî güvenlik ve kamu düzeni gibi amaçlar doğrultusunda internet içeriğine hızlı müdahale imkanı tanımış olsa da kanun koyucu, üçüncü fıkrayla içerik bazlı engellemeyi ilk başvurulması gereken yol, toptan engellemeyi ise gerekçelendirilmesi zorunlu bir istisnai yol olarak düzenlemiştir. Yaşanan toplu engellemeler, bu istisnanın basmakalıp gerekçeler ve toplu kararlarla kural haline getirilmesidir. Unutulmamalıdır ki gerekçesi şahsa özgülenmemiş, ilgilisine bildirilmemiş, süresi belirsiz bırakılan ve itiraz mercii önünde fiilen denetlenmeyen bir tedbir, tebir olmaktan çıkan keyfîliktir. Bu nitelikteki hesap engelleri; 5651 sayılı Kanunun 8/A(3) hükmüne, Anayasa’nın 13., 26. ve 141. maddelerine ve AİHS’nin 10. maddesine aykırıdır. Anayasa Mahkemesinin Birgün, Wikimedia ve Artı Media GmbH kararlarında [3][12][13] ortaya koyduğu ölçütler de bu sonucu açıkça desteklemektedir.

Sorunun kalıcı çözümü ise elbette yasamadadır: Hesap bazlı engellemenin koşulları ve azami süresi kanunda açıkça düzenlenmeli, sulh ceza hakimliği kararlarına karşı üst mahkemeye itiraz yolu açılmalı, taraf teşkili, tebliğ şartı gibi gelişen teknoloji hızına yetişemeyen usulü prosedürler başvuran lehine yorumlanmalıdır.

Söz konusu düzenlemeler yapılıncaya kadar  hesap engellerine karşı yapılacak itiraz ve bireysel başvurular, yalnızca bir kişinin ifade özgürlüğünün ve dijital alemde var olma hakkının değil, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığının, hukuka uygunluğun da savunucusu olacaktır.

Kaynakça

  1. BBC Türkçe, erişim engellerine ilişkin haber (https://www.bbc.com/turkce/articles/c6m2dmz89drwo); Gazeteci ve avukatların da aralarında olduğu 150 hesaba erişim engeli, Gazete Oksijen, 28.09.2026 (https://gazeteoksijen.com/turkiye/gazeteci-ve-avukatlarin-da-aralarinda-oldugu-150-hesaba-erisim-engeli-290922); EngelliWeb’in X hesabı engellendi: Şu ana kadar hangi hesaplar erişime engellendi?, Medyascope, 01.10.2026 (https://medyascope.tv/2026/10/01/engelliwebin-sosyal-medya-hesabina-erisim-engeli-getirildi-su-ana-kadar-hangi-hesaplar-erisime-engellendi/); Birçok sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi, 24 Saat Gazetesi (https://www.24saatgazetesi.com/evrensel-gazetesi-dahil-bircok-sosyal-medya-hesabina-erisim-engeli-getirildi); En az 55 hesaba erişim engeli getirildi, Medyascope, 28.09.2026 (https://medyascope.tv/2026/09/28/aralarinda-birgun-gazetesi-muhabiri-meral-danyildizin-da-bulundugu-en-az-55-hesaba-erisim-engeli-getirildi/).
  2. İçişleri Bakanlığı’nın 15.09.2026 tarihli açıklaması; aktaran: Evrensel, 02.10.2026 (https://www.evrensel.net/haber/6003014/erisim-engelleri-icerik-kaldirma-yayin-yasagi).
  3. Ceren Sedef Eren, “İnternete Erişimin Engellenmesi Uygulaması Hakkında Anayasa Mahkemesi İçtihadı”, Anayasa Yargısı, C. 37, S. 2, 2020, s. 285-295 (https://ayam.anayasa.gov.tr/media/6685/03_ceren_sedef_eren.pdf).
  4. Murat Volkan Dülger / Yasin Beceni, Türkiye’de İnternet Sitelerinin Erişiminin Engellenmesi Konusunda Farklı Hukuk Disiplinleri Açısından Değerlendirmeler, TÜSİAD-TBV, Mart 2011, s. 14, 43-44.
  5. 5651 sayılı Kanun m. 8/A (Ek: 27.03.2015-6639/29 md., RG 15.04.2015-29327).
  6. “Sansür sarmalı: ‘AYM’nin 8/A kararı yeterli değil, iptali için Meclis harekete geçmeli'”, Diken, 12.01.2024 (Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in görüşleri ve İFÖD verileri) (https://www.diken.com.tr/sansur-sarmali-aymnin-8-a-karari-yeterli-degil-iptali-icin-meclis-harekete-gecmeli/).
  7. Venedik Komisyonu, Sulh Ceza Hakimliklerinin Görev, Yetki ve İşleyişi Hakkında Görüş, CDL-AD(2017)004, 10-11 Mart 2017.
  8. AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14.01.2015.
  9. İFÖD, EngelliWeb 2022 Raporu: Sulh Ceza Hakimliklerinin Gölgesinde Anayasa Mahkemesi (https://ifade.org.tr/reports/EngelliWeb_2022.pdf).
  10. 5271 sayılı CMK m. 268/1 (7499 sayılı Kanun ile değişik).
  11. Moroğlu Arseven, New Rules for Social Networks and Game Platforms in Türkiye, 01.05.2026 (7578 sayılı Kanun, RG 01.05.2026-33240) (https://www.mondaq.com/turkey/gaming/1791056/new-rules-for-social-networks-and-game-platforms-in-t%C3%BCrkiye).
  12. AYM (GK), Wikimedia Foundation Inc. ve Diğerleri, B. No: 2017/22355, 26.12.2019.
  13. AYM (GK), Artı Media GmbH, B. No: 2019/40078, 14.09.2023, RG 08.11.2023-32363.

Hazırlayan: Atty. Av. Kaan Bayramzade

Telif Hakkı ve Kullanım Koşulları

Bu internet sitesinde yer alan makale, değerlendirme ve diğer içeriklerin fikrî mülkiyet hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında Av. Kaan Bayramzade’ye aittir. İçerikler, kaynak gösterilmeden ve yazılı izin alınmadan kısmen ya da tamamen çoğaltılamaz, özetlenemez, başka bir mecrada yayımlanamaz veya ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım hâlinde yasal yollara başvurulacaktır.

Kaynak gösterilerek ve ilgili sayfaya bağlantı verilerek kısa alıntı yapılması serbesttir. Meslektaşlarımız, makalelerdeki hukuki değerlendirmeleri dilekçe ve mütalaalarında kullanabilir.

Sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Somut uyuşmazlıklar için bir avukattan profesyonel destek alınması önerilir.

Yazar Olmak İster misiniz?

Uygulamaya ışık tutan çalışmalarınızı okuyucularımızla buluşturmak isteriz. Avukatlar, akademisyenler ve hukuk öğrencileri; makalelerini kısa bir özgeçmişle birlikte [e-posta adresi] adresine iletebilir. Konu sınırlaması bulunmamakla birlikte, güncel mevzuat ve içtihada dayanan, uygulamaya yön gösteren çalışmalara öncelik verilmektedir. Gönderilen çalışmalar yayın kurulumuzca değerlendirilir ve yazar adıyla yayımlanır.

Yorumlar

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.