Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini (Kara Para) Aklama Suçu? (TCK m.282)

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu, kamu düzenini, ekonomik sistemi ve finansal şeffaflığı doğrudan tehdit eden, çoğu zaman organize suçlar ve yolsuzlukla bağlantılı, karmaşık bir suç tipidir. Bu suç tipi, klasik anlamda “kara para aklama” olarak bilinse de Türk Ceza Kanunu’nda teknik ve kapsamlı bir terminolojiyle düzenlenmiştir.
Bu makalede, TCK m.282 kapsamında düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun kanuni dayanağı, unsurları, suçun konusu, fail ve mağdur yapısı, suçun aşamaları, yaptırımlar ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar sistematik biçimde ele alınmaktadır.
SUÇUN KANUNİ DAYANAĞI
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun temel amacı, suçtan elde edilen gelirlerin, meşru bir kaynaktan elde edilmiş izlenimi verilerek ekonomik sisteme sokulmasını önlemektir.
Bu suç, hukuki niteliği itibarıyla ikincil (tali) bir suçtur. Başka bir ifadeyle, öncül (predicate) bir suçtan gelir elde edilmiş olması zorunlu bir ön koşuldur. Öncül suç olmadan aklama suçunun varlığından söz edilemez.
Öncül suça ilişkin ayrı bir yargılama mevcutsa, aklama suçu nedeniyle yargılama yapan mahkeme, öncül suça ilişkin davayı bekletici mesele yapmak zorundadır. Şayet öncül suçla ilgili ayrı bir yargılama yoksa, aklama suçuna bakan mahkeme öncül suçun oluşup oluşmadığını da kendisi değerlendirir. Ceza hukukunda bu duruma “nisbi muhakeme” denilmektedir.
Yargılama sonucunda öncül suçun işlenmediği tespit edilirse, TCK m.282 kapsamında da beraat kararı verilmesi gerekir.
DAVA ZAMANAŞIMI VE ŞİKÂYET REJİMİ
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu şikâyete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamı dışında kalan suçlardandır. Şikâyetten vazgeçilmiş olması, ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.
Bu suç bakımından olağan dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Öncül suç zamanaşımına uğramış olsa dahi, aklama fiili ayrıca ve bağımsız şekilde yargılamaya konu olabilir.
KORUNAN HUKUKİ DEĞER
Bu suç ile korunan hukuki değerler şunlardır:
- Ekonomik düzenin korunması
- Finansal sistemin şeffaflığı
- Kamu güveni
- Suçtan elde edilen kazançların ekonomik dolaşımdan çıkarılması
Bu yönüyle suç, bireysel değil; kamusal nitelik taşımaktadır.
SUÇUN KONUSU
Aklama suçunun konusu oldukça geniştir. Suçtan elde edilen her türlü ekonomik değer bu suçun konusunu oluşturabilir:
- Para (nakit veya banka varlıkları)
- Taşınır ve taşınmaz mallar
- Alacak hakları
- Kripto varlıklar (Bitcoin, Ethereum vb.)
- Menfaat sağlayan her türlü ekonomik değer
SUÇUN MADDİ UNSURLARI
Öncül Suç
Aklama suçunun oluşabilmesi için alt sınırı en az altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan gelir elde edilmiş olması gerekir. Uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık, rüşvet, zimmet, kaçakçılık ve bahis suçları uygulamada en sık karşılaşılan öncül suçlardır.
Öncül suçtan mahkûmiyet kararı şart değildir; suçtan gelir elde edildiğinin ispatı yeterlidir.
Seçimlik Hareketler
TCK m.282’ye göre suç aşağıdaki fiillerden herhangi biriyle işlenebilir:
- Malvarlığı değerinin kaynağını gizlemek
- Meşru yolla elde edilmiş izlenimi vermek
- Yurt dışına çıkarmak
- Transfer etmek
- Dönüştürmek
- Devretmek
- Satın almak
- Kabul etmek
- Bulundurmak
- Kullanmak
Bu fiillerden yalnızca birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Zincirleme şekilde işlenmesi ise uygulamada oldukça yaygındır.
MANEVİ UNSUR
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu yalnızca kasten işlenebilir. Fail, söz konusu malvarlığı değerinin suçtan kaynaklandığını bilmeli veya bu ihtimali kabullenmelidir.
Olası kast mümkündür. Taksirle işlenmesi ise hukuken mümkün değildir.
FAİL VE MAĞDUR
Fail
Bu suçun faili herkes olabilir. Öncül suçun faili aynı zamanda aklama suçunun da faili olabilir. Ayrıca üçüncü kişiler, aracılar, paravan şahıslar ve şirket yöneticileri uygulamada sıklıkla fail konumunda yer almaktadır.
Mağdur
Suçun mağduru bireyler değil; toplum, devlet ve ekonomik düzendir.
SUÇUN AŞAMALARI (KLASİK AKLAMA MODELİ)
Aklama suçu genellikle üç aşamada gerçekleşir:
- Yerleştirme (Placement): Suç gelirinin ilk kez finansal sisteme sokulması (nakit → banka, kripto, şirket kasası).
- Katmanlaştırma (Layering): Çok sayıda işlemle paranın izinin kaybettirilmesi (transferler, şirketler, sahte sözleşmeler).
- Entegrasyon (Integration): Gelirin temiz görünümle ekonomiye dönmesi (gayrimenkul, lüks tüketim, yatırım).
YAPTIRIMLAR VE TÜZEL KİŞİLER
Aklama suçunun işlenmesi halinde hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler açısından yaptırımlar söz konusudur.
Tüzel kişiler bakımından:
- Güvenlik tedbirleri
- Faaliyet izninin iptali
- Müsadere
uygulanabilir.
MÜSADERE VE KORUMA TEDBİRLERİ
Kazanç Müsaderesi (TCK m.55)
Suçun işlenmesiyle elde edilen maddi menfaatlerin devlete geçirilmesidir. Failin cezalandırılması şart değildir; suçun işlendiğinin sabit olması yeterlidir.
Eşdeğer (İkame) Müsadere
Suçtan elde edilen malvarlığı bulunamaz, elden çıkarılmış veya gizlenmişse, aynı değerde başka bir malvarlığına el konulur.
El Koyma ve Tedbiren El Koyma
CMK m.123–134 ve m.128 kapsamında, yargılama süresince delillerin ve müsadereye konu malların kaçırılmasını önlemek amacıyla geçici tedbirler uygulanır. Özellikle TCK m.282 ve örgüt suçlarında bu tedbirler kritik önemdedir.
NİTELİKLİ HALLER
- Suçun kamu görevlisi veya meslek sahibi kişiler tarafından mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
- Suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır.
- Suçun işlenmesi nedeniyle tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
AKADEMİK DEĞERLENDİRME VE DOKTRİN GÖRÜŞLERİ
Öğretide baskın görüşe göre, TCK m.282’de düzenlenen suç, tehlike suçu değil; zarar suçudur. Zira suçun oluşumu için ekonomik sisteme yönelik somut bir tehlike veya zarar doğması aranmasa da, suçtan elde edilen kazancın sistem içine sokulması ile kamusal zararın gerçekleştiği kabul edilmektedir.
Doktrinde özellikle tartışılan hususlar şunlardır:
- Öncül suçtan mahkûmiyetin zorunlu olup olmadığı,
- Olası kastın sınırları,
- Üçüncü kişilerin (özellikle banka hesap sahipleri ve IBAN kullandıranlar) cezai sorumluluğu,
- Kripto varlıkların suçun konusu kapsamındaki yeri.
Ağırlıklı görüş, öncül suçtan kesinleşmiş mahkûmiyet kararının şart olmadığı, ancak suçtan gelir elde edildiğinin kuvvetli, tutarlı ve çelişkisiz delillerle ispatlanması gerektiği yönündedir.
KAYNAKLAR;
- TCK m.282 gerekçesi, aklama suçunun ekonomik düzen ve kamu güveni üzerindeki yıkıcı etkilerine özellikle vurgu yapmaktadır.
- Centel / Zafer / Çakmut, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, aklama suçunun tali suç niteliğini vurgulamaktadır.
- Artuk / Gökcen / Alşahin / Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, suçun manevi unsuru ve olası kast bakımından ayrıntılı değerlendirme sunmaktadır.
- UYUŞTURUCU TICARETINDEN SAĞLANAN KARA PARANIN AKLANMASI SUÇUNDA İSPAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ BURDEN OF PROOF IN THE CRIMES OF MONEY LAUNDERING FROM DRUG TRAFFICKING (İbrahim H. SEYDİOĞULLARI)
UYGULAMADA KRİTİK UYARI
Son dönemde özellikle IBAN kiralama suretiyle bu suçtan çok sayıda kişinin yargılandığı görülmektedir. Başkasına ait IBAN’ın belirli bir ücret karşılığında kullandırılması, TCK m.282/2 kapsamında ciddi cezai sorumluluk doğurur. Bir gün dahi hapis cezası alınması halinde bu durum adli sicile işlenir.
YARGITAY KARARLARI:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 26.05.2022 tarihli kararı ;
Kapatılan Şile Sulh Ceza Mahkemesinin 11.04.2013 tarih ve 2013/135 Değişik iş sayılı müsadereye ilişkin kararı, her ne kadar tabi olduğu yasa yolu ve başvurusu süresi gösterilmemiş ise de, CMK’nın 223/1. maddesi gereğince hüküm niteliğinde olup; aynı Kanunun 258. M addesi uyarınca temyiz yasa yoluna tabi olduğu, aleyhine müsadere kararı verilen …’a gıyabi kararın tebliğ edilmediği, …’ın öğrenme üzerine 17.04.2013 tarihli dilekçe ile anılan karara itirazda bulunduğu, yasa yolunda yanılma sonucu verilen itiraz dilekçesi üzerine dosyanın Şile Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, anılan mahkemenin 01.07.2013 tarih ve 2013/57 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdiği, akabinde … vekilinin sunduğu 14.04.2017 tarihli temyiz dilekçesi üzerine Şile Sulh Ceza Hakimliğinin 26.04.2017 tarih ve 2017/106 Değişik iş sayılı Ek Kararı ile dosyanın “İstinaf/Yargıtay merciine gönderilmesi talebinin reddine” karar verildiği, aleyhine müsadere kararı verilen vekilinin bu kararın tarafına tebliği sonrası süresi içinde 29.06.2017 havale tarihli dilekçe ile karar itiraz ettiği anlaşılmış olup; 5271 sayılı CMK’nın 264/1. maddesinde yer alan “kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciinin belirlenmesinde yanılma, başvurucunun haklarını ortadan kaldırmaz” hükmü gereğince aleyhine müsadere kararı verilen …’ın
Sanığın çevrim içi bankacılık sistemleri üzerinden parayı farklı hesaplara dağıtması “teknolojik aklama” olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay’a göre, bilişim araçlarının kullanılması suçun nitelikli halidir; çünkü bu durumda tespitin güçlüğü suçun tehlikeliliğini artırır.
Künye: Yargıtay 8. CD, E.2022/1105, K.2023/542, T.12.05.2023.
YARGITAY 9. Ceza Dairesi’nin 10.06.2013 tarihli, 2012/9341 E., 2013/8885 K. sayılı kararı;
“İddia ve kabule göre dava konusu malvarlığı değerinin hangi öncül suçtan kaynaklandığı ve gayrı meşru kaynağını gizleyerek meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla hangi işleme tabi tutulduğu gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması…” bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu, yalnızca bireysel değil, toplumsal ve ekonomik sonuçları olan ağır bir suç tipidir. Gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında teknik bilgi, dikkatli değerlendirme ve güçlü hukuki analiz gerektirir. Bu nedenle hem uygulayıcılar hem de bireyler açısından bu suçun sınırlarının ve sonuçlarının doğru anlaşılması büyük önem taşımaktadır.
Hazırlayan: Atty. Av. Kaan Bayramzade
Yorumlar